Pit Stop
5 dakikada okuyabilirsiniz 17 Kasım 2019'de eklendi

911’e bir aşk mektubu : Singer Vehicle Design

911’e bir aşk mektubu : Singer Vehicle Design

Sanat nedir? Bir duygunun, tasarımın ve güzelliğin dışavurumunda kullanılan yöntemler ve bu yöntemler ile ortaya konulan üstün yaratıcılık. Thomas Munro’ya göre ise, sanat doyurucu estetik yaşantılar oluşturmak amacıyla dürtüler yaratma becerisidir. Sanat, güzel ile uğraşır. Sanatı Michelangelo’nun Sistine Chapel Ceiling‘inde de görebilirsiniz, Chopin’nin Spring Waltz’ında da. Tutku, takıntı ve mükemmellik tabuları esas alınarak tasarlanmış, motorundan çığlıklar yükselen bir otomobilde de görebilirsiniz. Tıpkı 911’e Vincent Van Gogh’un fırçasına duyduğu aşk ile yaklaşan Rob Dickinson ve 15 yıl önce kurduğu Singer Vehicle Design’ın fırçasından tuvallere dökülen otomobiller gibi.

‘Singer’ Los Angeles’ta klasik Porsche’lere modernizasyon yapan, 120 sanatkarın çalıştığı ufak bir atölye. Atölye doksanların başında üretilen hava soğutmalı 964ler üzerinde çalışıyor ve onları yeniden yorumluyor. Porsche konusundaki en donanımlı insanlar olan Porschephilelerin vintage olması konusunda onay verdiği 964, nispeten modern olmasıyla protune işlemi için oldukça uygun bir temel. Şasiye kadar çırılçıplak soyulan 964ler dikiş kaynağı adı verilen kaynak yöntemi uygulanarak güçlü bir iskelete kavuşuyor ve 911in yeniden doğuşu işte böyle başlıyor.

Her bir otomobilin tamamlanması yaklaşık dört bin saat sürüyor. Buna iki yıl da diyebiliriz aslında. Şasinin soyulması ve güçlendirilmesinin ardından, markanın kurucusu Rob Dickinson’ın kendine ait tasarımı olan karbon fiber parçalar, güçlendirilmiş şasiye giydiriliyor ve otomobil artık bir gövdeye kavuşuyor. Rüzgarın şekillendirmesi ile doğan bu yeni hatlar ve çizgiler daha evvel yıllarda üretilen 911lerin tasarım dili damıtılarak Rob tarafından yeniden yorumlanmış ve 911 böylece daha seksi bir görünüme kavuşmuş.

Kabinin işçiliğinde her bir ince ayrıntıya gösterilen dikkat, harcanan zaman ve verilen emek ile restorasyon veya özelleştirmenin ötesine gidilerek var olabilecek en yoğun Porscheler ortaya çıkıyor. Markanın tekstil atölyesinde eski tip dikiş makineleri ile dikilen deriler eğer istenirse motor yuvasına bile kaplanabiliyor. Hız göstergelerindeki asalet en kaliteli saat markalarını bile kıskandırır cinsten. Balsa ağacından yapılan vites topuzu altmışların sonlarında Le-Mans’ta yarışan 917’ye bir gönderme. Konsoldaki metal kaplamalar daha sıcak ve daha parlak görünmesi için nikel. Dickinson klasik 911leri nasıl bu kadar ilgi uyandıran, zarif ve saygıdeğer otomobillere dönüştürebileceğini oldukça iyi anlamış ve bu zamana kadar tamamlanan herhangi bir otomobilden birinin içine bir kez oturduğunuz zaman aşık olmamanız için gösterdiğiniz direnç, beyhude.

Biriyle ilk tanışmanızı hatırlayın. Onun hakkında oluşturduğunuz ilk fikir kendisinin ağzından çıkan ilk cümle ile beyninize yerleşir. Durum otomobillerde de farklı değil. Atmosferik, hava soğutmalı dört litrelik motorun tınısını ilk defa duyduğunuz an onu Tanrı’nın birinci sınıf kaliteli bir kumaş ile dokuduğuna ikna oluyorsunuz. Ve bu ses hafızanızda sizinle mezara kadar gelmek için yemin ediyor. California’daki Ed Pink Racing Engines tarafından tamamen el yapımı olarak baştan yaratılan bu şaheser, dakikada tam dokuz bin devir çevirirken o kadar estetik ve muntazam görünüyor ki bu kusursuzluk karşında kayıtsız kalamıyorsunuz ve içiniz ürperiyor.

Altı yüz elli bin dolarlık etikete rağmen (beş yüz bin sterlin), Dickinson’un Sun Valley’de bulunan garajının önünde inanılmaz bir kuyruk mevcut. Bu zamana kadar yaklaşık yüz yirmi beş tane otomobil tamamlamış olsalar da şuan ellerinde bir o kadar daha sipariş bulunmakta. Unutmamanız gereken bir şey de paranızı bu işe yatırdıktan sonra iki yıl daha beklemeniz gerektiği. Birçok otomobil tutkunu otomobilini sanayiye götürdüğü zaman onu bırakmak veya yapılan işi seyretmek yerine ustasıyla birlikte elini kirletir. Tıpkı eski Volvoma yedi yıl boyunca gösterdiğim şefkat gibi. Singer’da işte tam böyle müşteriler ile çalışıyor. Siparişi verdiğiniz andan itibaren siz de ekibin bir parçası olmak zorundasınız ki tam da üstünüze uygun bir otomobil dikilebilsin. Aynı tutkuyu paylaşıyor olsam da ne yazık ki ceplerim o kadar da derin değil.

Bu sene Goodwood Festival of Speed’de ortaya çıkan DLS (Dynamic and Lightweighting Study) markanın yeni gözbebeği. Devir saatinde on bir sayısını gördüğümüz bu başyapıt için memleketi İngiltere’yi ziyaret edip Williams Formula 1 takımının kapısını çalan Rob ne kadar hızlı ve aşırı bir 911 geliştirebilir onu görmek istemiş. Ortaya çıkan sonuç mu? 964 tabanlı bir Porsche’nin Formula 1 teknolojisine sahip olması diyebiliriz. Karbonfiber parçalarla harmanlanan atmosferik motor, beş yüz beygir güce ve magnezyum fana sahip.

Harika görünen vintage jantlar ise standart Singer modellerinin aksine Williams’ın geliştirdiği centerlock sistemi ile donatılmış. Karbonfiber Momo direksiyon ve Recaro kova tipi koltuk ise muazzam. Vitesin altında şanzımana giden linki açık bir biçimde görebiliyorsunuz. Otomobili incelerken ne kadar detaya iner ne kadar daha yakından bakarsanız kendinizi o kadar hayranlıkla dolu ve şaşırmış buluyorsunuz. Rob’un da söylediği gibi ‘everything is important.’ yani her şey önemli ve bu bağlamda hiç bir ayrıntı gelişigüzel yapılmamış. Bir milyon sekiz yüz bin dolarlık etiket nihai 911 için bir basamak sadece. 75 adet üretilecek olan DLS’in 68 adedi çoktan satıldı bile, ve daha üretilmeden!

Başlıklar:

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

14 Ağustos 2019, 14:06

Caroloji olarak kurulduğumuz tarihten itibaren güncel otomobiller üzerine haber niteliği taşıyan yazılar yazmaya devam ediyoruz. Şimdi gelin siz değerli okuyucularımızla birlikte biraz kafamızı boşaltalım ve otomobil sektörü için referans noktası olan Nurburgring Nordschleife’ye uzanan kısa bir yolculuğa çıkalım.

CAROLOJI ÖZEL : YEŞİL CENNET

Futbolcular için yemyeşil çimler, kuşlar için masmavi gökyüzü ve kunduzlar için mis kokulu toprak ne ise otomobiller için Nordschleife odur muhtemelen. İnşa edildiği yıldan bu yana içinde pek çok ölümlü kaza yaşanan bir pistin, kendisinin müptelası olmuş insanlar tarafından koyulan takma isminin Yeşil Cennet olması ne kadar ironik sizce de...

Devamını Görüntüle